25 Mayıs 2009 Pazartesi
Benim Adım Uğur Kaymaz
ONİKİ YAŞINDA 13 KURŞUN 21.11.2007Bundan tam üç yıl önce iki ömrüm tükenişi yazıldı tarihe. Ahmet kaymaz ve on iki yaşında ki oğlu uğur kaymaz akşam karanlığında devletin eli silahlı haydutlarınca kurşun yağmuruna tutuldu. Neden? On iki yaşında bir çocuğunun bu şekilde öldürülmesine ne sebep olabilirdi. Onlar kendilerince bir neden bulmuşlardı. Zira her şey ağabeylerinin planlamasıydı. Onlara düşen görev emirlere uymaktı. Çıkarıldıkları adalet yoksulu mahkemelerde on iki yaşında bir çocuğa terörist deme cesaretini gösterdiler. Hem de şöyle ilginç bir durum daha vardı, olay Kızıltepe de olmuş ancak halkın tepkisinden korkan devlet, davayı Eskişehir'e alınmıştı. Katil polisleri cesaretlerinden bir diğer sebepte bu olsa gerek. Ahmet ve uğur kaymazın cansız bedenleri üzerinde yapılan otopsi sonucu durumun ne denli vahim olduğu ortaya çıktı. On yaşında ki uğur kaymazın bedeninde 13 adet kurşun bulundu. Tamamen öldürmeye yönelik bir saldırının ispatı idi bu ufacık bedene 13 kurşunun sığdırılması. Birçok fail-i meçhulün yaşandığı bu coğrafya da ilk değildi uğur kaymaz ve babası, biliyoruz ki son da olmayacak bu düzen değişene dek! Devletin içinde gün ve gün artan gizli yapılanmalar, gizli savaş örgütleri (jit, jitem, kontr-gerilla) bizlerin verdiği vergilerle beslenip ezilen halklara ve bizlere bir darbe olarak inmektedir. Görünüşte bizi temsil ettiği ve savunduğu sanılan devletin ve birimlerinin gün geçtikçe artan komik uygulamaları çığırından çıkmaktadır. Bu gerçek ile uğur kaymaz davasında da karşılaşıyoruz olayın gerçekleştiği ilk günlerde Kızıltepe ye gelen adalet bakanı cemil çiçek, iç işleri bakanı Abdül kadir aksu ve birçok milletvekili olayı infaz olduğu kanâtına varmışladır. Ancak ilerleyen zaman içerisinde ne hikmetse olayın gidişatı karanlık birimlere teslim edilmiştir. İşte bu süreçte medyanın üç maymunu oynaması ile birlikte mahkeme skandal kararlara imza atmıştır. 12 yaşında bir çocuğa terörist denilmesini yeterli bir ibare sayan mahkeme polisler hakkında beraat kararı vermiştir. Böle bir sonucun ardından kafalarımızda şöyle bir soru işareti oluşuyor: bize yapılacak ya da herhangi bir bireye yapılacak bir saldırıdan sonra kim? Kime? Kimlere? ve nasıl güveneceğiz? On iki yaşında ki bir çocuğunun bedenine on üç kurşun sığdıran polislere mi? Yoksa on iki yaşındaki bir çocuğa terörist diyenleri serbest bırakanlara mı? Gerçekten vahim bir tablo! Öyle görünüyor ki her şey sistemli bir oyunun parçası yaşamımızdaki en büyük hedefimiz bu sistemli oyunu bozmak olmalıdır. Susuşlarımızın onları cesaretlendirdiğ i unutulmamalıdı r. Yeni uğur kaymazlar yeni infazlar olmaması için sizleri her alan da onurlu mücadeleye davet ediyoruz. Yazımı bir düşünürün sözleri bitiriyorum: "birisi çıkıp bir mahallede laf eder; sıradan birsidir. Musluk tamircisi falanda olabilir. Sözüne yıllarca sadık kalır mahallesinin ve hatta halkının yazgısını bile değiştirebilir. .."YUNUS ÜLKER
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder